Haberler



Sizin İçin Seçtiklerimiz

MÜMİNLİĞİN ŞİARI: MEHAFETULLAH / ALLAH KORKUSUÜMİT BURÇLARININ SEYYAHI OLMAKYOL AHLAKIAFÛV İSMİNİN GÖLGESİNDE KADİR GECESİİSTİĞFAR VE TEVBERAMAZAN ADAM OLMA AYIDIREFENDİMİZİN RAMAZAN HAYATIPEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN RAMAZANEFENDİMİZİN RAMAZANLARIRAMAZAN VE MUHASEBE

Afûv İsminin Gölgesinde Kadir Gecesi

Kadir gecesi; Alemlerin yegane sahibi olan Rabbimizin, sözlerin sultanı olan Kur’an’ı, meleklerin sultanı olan Cebrail aracılığıyla, ayların sultanı olan Ramazan’da, alemlerin sultanı olan Efendimiz’e indirmeye başladığı gecedir. Bu gece Kur’an’ın beyanı ile bin aydan daha hayırlıdır. Efendimiz’in (sav) beyanıyla da; Ramazan ayının son 10 günün tekli gecelerinde aranmalıdır. Belki geldi ve gitti; belki de 29.gece olan Pazar gecesinde, kendisini fark edip, ömre bedel olan değeri ile şeref kazanacak talipler beklemektedir.

Nübüvvet evinin sultanlarından olan Hz. Aişe validemiz, kimselerin aklına gelmeyen nice soruları Efendimiz’e sorarak, yüzlerle ifade edilen meçhul konunun, bizler için malum olmasını sağlamıştır. İşte onlardan birisi de, bin aya bedel Kadir Gecesine erişince nasıl dua edilmesi gerektiğidir. Bir gün Hz. Aişe validemiz: “Ya Resulullah! Kadir Gecesine kavuşursam, o gece nasıl dua edeyim” diye sorunca, Efendimiz (sav) şöyle cevap vermişti: “Allahümmeinneke Afûv’un, Kerim’ün, tuhibbu’l-affefa’fuannî” yani; “Allah’ım! Şüphe yok ki, sen Afûv’sun, Kerim’sin, affetmeyi seversin; beni de af et.”

Cevamiü’l-Kelim, yani az söz ile çok şey ifade etme hususiyeti olan Efendimiz’in (sav), bu gecede yapılacak dualarda serlevha yapılmasını tavsiye ettiği bu önemli dua içerisinde Afûv ismini kullanması boşuna değildir. Sizce neden mağfiret içeren, hepside Esmaü’l-Hüsna içerisinde yer alan, Gafîr, Gafûr, Gaffar değil de, özellikle Afûv ismi seçilmiştir? Bunun bir hikmeti olmalı değil midir? Nasıl ki Kur’an, kelimelerini seçerken büyük bir hassasiyet ortaya koymuşsa, asla hevasından konuşmayan ve yaşayan bir Kur’an olan Efendimiz’de (sav) tüm kutlu sözlerinde böyle bir hassasiyeti taşımıştır. Bu duada da özellikle Afûv isminin seçilmesinin hikmetleri vardır ve bu hikmetler bizzat bu kelimenin ihtiva ettiği anlamlarda saklıdır.Devamını okuyun...

Afûv İsminin Gölgesinde Kadir Gecesi

İlahî fırsat günlerini yolcu etmeye hazırlandığımız bugünler de bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini idrak etmenin heyecan ve coşkusunu yaşıyoruz. Bu gece yapılacak en önemli amel insanın Rabbinden af dilemesi ve O’na yönelmesidir. Af dilemek istiğfar, O’na yönelmek ise tevbedir. Biz çoğunlukla bu iki önemli kavramı birbiri yerine kullanır,sanki bu iki kavramın aynı vurguları ve mesajları varmış gibi anlarız. Tabi böyle anlamamız sadece yanlış bilgi edinmemiz ile kalmaz birde eylemlerimize yansıyarak gerçek istiğfar ve tevbeden mahrum kalır,bu iki eylemin hayatımızda ve tabi ki ukbamızda ki kazanımlarından istifade edemeyiz.

İstiğfar; kişinin kusurunun bağışlanmasını Allah’tan talep etmesi, sözlü olarak af, mağfiret ve rahmet istemesi,fiili olarak da bu talebine uygun davranmasıdır. İşte burada istiğfarın iki farklı çehresinin olduğunu görüyoruz. Biri sözlü talep, diğeri ise fiili çabadır. Bu iki çehre birbirinden ayrılmadığı gibi, birinin eksikliği diğerinin de oluşmasına engel olmaktadır. Böyle olunca da gerçek anlamda sahibine fayda sağlayacak bir istiğfar oluşmamaktadır. İnsan hayatı boyunca günde yüz, binler sözlü istiğfar da bulunsa, ama fiili hiçbir çaba ortaya koymasa nasıl bir fayda elde edebilir ki?

Tevbe ise istiğfarın hazırladığı yada temelini attığı yapının üzerine inşa edilir. Bunun için tevbe de bir tek çehreden bahsedilebilir; o da eylemdir. Kalbi yönleri olan bu eylemin her basamağı insanın bir şeyler ortaya koyması ile gerçekleşmektedir. Bunu İslam Üleması şöyle dile getirmişlerdir: Sahih bir tevbe için şu dört eylem şarttır.Devamını okuyun...

Ramazan Adam Olma Ayıdır

Kerim olan Rabbimizin sonsuz kerem ve lütfünün bir izharı olan on bir ayın sultanına yeniden kavuştuk. İlahî bir gündem olan Ramazan, tüm sahte gündemleri gölgede bırakarak varlık alemine geldiğinin müjdesini verdi. Bu müjdeyi doğru anlayanlar Ramazan’dan kazançlı çıkacakken, bu ilahî müjde ve tabi ki fırsatı anlayamayanlar büyük bir kayıp ile ellerindeki bu ikramı değerlendiremeyeceklerdir. Kaybedenlerden değil kazananlardan olmak için Ramazan’ın hakkıyla ihyası nasıl olmalıdır? sorusunu sormalı ve buna cevaplar aramalıdır. Hakkıyla bir ibadeti, bir dini hüküm ve sorumluluğu yerine getirebilmenin en önemli yolu öncelikle o vazedilen hükmün hikmet ve sebebini anlayabilmek, anlayabilmenin çabasını verebilmektir. El –Hakim olan Allah’ın her işinde hikmet vardır. O’nun hikmetinden sual olunmaz, ama O hikmetsiz de iş yapmaz. Bu bilinçle Rabbimizin bize emrettiği her hükümde böyle bir hikmetin varlığını bilmemiz ve bu hikmeti anlamaya çalışarak murad-ı ilahiyyeyi kavramanın yollarını aramak zorundayız. Öyleyse bu noktada Ramazan’ın hikmetini sorgulayabiliriz; neden Ramazan? neden bir ay? neden bu ay? Bu nedenlere bir çok cevap verilebilir, çünkü Ramazan’ın bir tek hikmetinden değil, bir çok hikmetinden bahsedilebilir. Ama ben sadece bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. O da Ramazan’ın adamlığını yitirmeye her zaman için meyilli olan insana, tekrar adamlığını hatırlatarak onu yeniden adam etmeye çalışmasıdır. Bundan dolayı Ramazan’ın fonksiyonu için söylenecek en önemli nokta, bu ayın insanı adam etmek için gelmesidir.Devamını okuyun...

Efendimizin Ramazan Hayatı

Resûl-i Ekrem Efendimiz ramazan ayını hasretle beklerdi. Üç aylara kavuşunca sevinir; receb ayında -her zamankinden çok- oruç tutardı. Şa’bân ayının ise tamamına yakınını oruçla geçirir ve:

“Ramazan ayına hürmeten şaban ayında oruç tutmak daha faziletlidir.” buyururdu. Fakat ramazanı karşılamak maksadıyla bir iki gün öncesinden oruç tutmayı doğru bulmazdı. Yolunu gözlediği sevgiliye, ramazana kavuşunca, vuslatın verdiği haz ve neşeyle mübarek ayın feyzini coşkuyla anlatırdı. Şöyle buyururdu:

* “Ramazan gelince, cennet kapıları ardına kadar açılır; cehennem kapıları kapanır; şeytanlar zararsız hâle getirilir.”

* “Cennetin sekiz kapısı vardır. Bunlardan birinin adı Reyyân’dır. O kapıdan sadece oruçlular girecektir. Oruçluların sonuncusu da içeri girince Reyyân Kapısı kapanacak. Bu kapıdan girenlere bir içki ikrâm edilecek; onu içen bir daha susuzluk çekmeyecek.”

Sevgili Efendimiz bu cihâna bedel müjdeleri, orucun ihlâs ve samimiyetle tutulması için söylerdi. Cenâb-ı Mevlâ’nın yüce katına sunulacak bu kıymetli ibadetin, yüz ağartacak mükemmellikte olmasını isterdi.Devamını okuyun...

Peygamberimizin Dilinden Ramazan

Hadisçi Muhammed İbni İshak İbni Huzeyme (311/923), Ramazanın fazileti ile ilgili olarak “eğer haber sahihse” kaydıyla Selmân-ı Fârisî radıyallahu anh’ın şöyle dediğini nakletmektedir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem bize Şa’bân ayının son günü bir hutbe irâd etti ve şöyle buyurdu:

“Ey Müslümanlar!
Büyük ve mübârek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Bu, içinde “bin aydan daha hayırlı olan” Kadir Gecesi’nin bulunduğu bir aydır.
Bu ay, Allah Teâlâ’nın, gündüzlerinde orucu farz; gecelerinde teravih namazını nâfile olarak meşru’ kıldığı (mübârek) bir aydır.
Bu ayda kim bir hayr işlerse başka zamanlarda bir farzı yerine getiren kimse gibi sevap kazanır. Bir farzı edâ eden de, başka aylarda yetmiş farzı yerine getiren gibi sevap kazanır.
Bu ay, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir.
Bu ay, ihsan, yardım ve eşitlik ayıdır.
Bu ay, müminin rızkının arttığı bir aydır.
Kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, onun günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. İftar ettirdiği Müslüman’ın aldığı sevaptan bir şey eksilmeksizin onun kazandığı kadar da ayrıca sevap kazanır.”Devamını okuyun...